Demir ve Gönül-Hz.Mevlânâ

0
16

“Tutalım, gayb kadehi göze görünmüyor, fakat sarhoşluğu, harablığı gizlemeye imkân yok ki!”

“Ayık adam nerden bilsin sarhoşların kendilerinden geçişini? Ebû Cehil, sahâbenin hallerini nereden anlayacak?”

“Sûfinin üstâdı, vâsıtasız olarak Tanrı’dır. Sâbiî ile kitap ehlinin üstâdı ise, kitaptır.”

“İnkâr eden, ümitsizliğe düşer de ‘sen onu bulamazsın’ der. Zâten onun yolunu bağlayan da, o, bulamazsın sözüdür.”

“Bir şeye benzetilemez amma, lûtfeder de, benzetilişi revâ görür. Çünkü bakışımızın görüşümüzün zayıflığını bilir.”

“Nûrum” buyurmuştur “Kandile benzer!” Göğsümüzle gözümüze de kandil konan yer ve sırça demiştir. Sus da bunu herkes duymasın; zâten hayrımızı, şerrimizi anlayabilecek kim var ki?”

“Akıl, şu toprak yeryüzüne, şu âleme, aşka düşmek için geldi. Yoksa, aşk-ı vefâsı olmayana aklın ne lüzumu var?”

“Sen öyle sopasına dayanarak yürüyen her körü, kulağından tutup çekme bu yana!”

“Bu kerem ve insan hazînesini ne sanıyorsun sen?”

“Gönül demirden de aşağı değildir ya… Demir bile mıknatıs tarafından çekilmeyeceğini anlar!”

-Hz.Mevlânâ’dan-