İnciler-1

0
8

“Beşâret ehli, işâretten anlayandır. Nice nükteler var, fakat nerede bir esrara mahrem?”

“Tarîkatta kırılmak yoktur!”

“Ben sarhoşum, bu sarhoştan ibâdet ve salâha âit ahdü peymân isteğinde bulunma! Ben, daha elest gününde sarhoşlukla meşhur oldum. Aşk çeşmesinden abdest alır almaz her ne varsa, bütün varlığa dört tekbir getiriverdim!”

“Gönül yarasının kanından bir an bile temiz olmamakla beraber gözyaşlarım, yine haremini tavaf etmek için ehramlara bürünmekte!”

“Aşkının ateşini sarfetmekte, bir ah bile etmemekteyim. Böyle olduğu halde, bana, gönül yarasına sabretmiyor denilebilir mi?”

“Vuslatın, başımdan eceli uzaklaştırdı.”

“Firâkından gözlerimin yaşı akıp gidiyorsa, de ki: ciğer kanını da dökmek gerek!”

“Ey tatlı dilli sevgilim! Canıma andolsun, karanlık gecelerde mum gibi yanıp yakılmaktaki maksadım, kendimi yok etmektir.”

“Zahitlik hırkamı harâbat suyu alıp götürdü. Akıl evini de meyhâne ateşi silip süpürdü.”

“Tarikatte salike ne zuhur ederse, hayır odur. Gönül! Doğru yolda kimse azıtmamıştır.”

“Kim gelmek isterse, “gel” de! Kim ne söylemek isterse “söyle” de! Bu kapıda perdeciyle kapıcının kibri, nazı yok! Kusûr, noksan o bizim düzgün olmayan boyumuzda, posumuzda! Yoksa senin ihsan ettiğin elbise, kimsenin boyuna kısa gelmez. Meyhâne kapısına gitmek, tek renkli kişilerin harcıdır. Kendilerini beğenip satanlara şarap satanlar mahallesinde yol yoktur. “

“Kimi duyduk ki bu mecliste bir an olsun meserretle oturdu da, sohbet sonu nedâmetle kalkmadı?”

“Gönül, aşk derdini halktan gizliyor ama hâfız, senin bu ağlayan gözlerin sebepsiz ağlamıyor ya…”

Hâfız Şirâzî