Yoldaşım, sen bir çenk imişsin. Etraf böyle söylüyor. Ben de inanıyorum. Acaba kırık testide, örümcekli evde, uyuz kedide, gözyaşında ve ıstırapta, hilkat bestesinin perâkende bir nağmesini, duyulmaz bir mırıltısını işitip söylediğin için mi adına çenk diyorlar?
Senin, âni bir sağanak gibi taşıp döküldüğün, yâhut sabah sislerinin çimenlere habersizce konaklayışı gibi sessiz ve görünmez bir dille konuştuğun da olurmuş.
Sustuğun zamanlarda bile, hoppa bir serçenin şakrak telâşiyle kanat çırptığını iddia edenler de var.
Belki gene bunun içindir ki kâh delidolu, kâh gözyaşları yanaklarında kurumuş bir çocuk gibi, için için hıçkırman hoşa gidiyor.
Lâkin beni dinlersen, bütün hünerlerini, meziyetlerini ve istîdatlarını bir tarafa koy ve bu nâzenin çenge, yalnız sevgilini dile getirmek hünerini öğret!
–Sâmiha AYVERDİ–
(YUSUFÇUK, – Sayfa 80)
————————————-
