30 MART
(Dervişlik, içindeki hayvânî sıfatları insânî sıfat hâline getirmek, kendini ıslâh ettikten sonra başkalarına da yardım etmektir. Biz, kendimiz için dünyaya gelmedik. Şu halde bilmek değil, işlemek mühim. Bildiğin şeyleri sür bakalım toprağa… Filizlenip meyvelensin. O meyveden cümle âlem istifâde etsin.)
–Sâmiha AYVERDİ–
………………………………………………..
27 MART
(Garp, aklı buldu, hikmete eremedi. Bilgiyi yakaladı, irfânı kazanamadı. Aklına îtimâdını kaybeden şark ise hâlâ hikmetin yuvası bulunuyor. Bilgisini aldırdı ama hâlâ irfânın gerçek sâhibi sayılıyor.
Şark, eski mâcerâlarından, eski verim ve şahlanışlarından arta kalan tecrübesiyle bilir ki hikmet ve irfan, onun ölüsünü diriltecek olan Îsâ nefesidir. Bir yandan varı yoğu yağmalanır, elde avuçta bir kara mangır kalmazken, yine de bu hikmet ve irfan hazînesinin, günün birinde kendisini de, iflâs hâlindeki beşeriyeti de yeni baştan sermâyelendirip yeni bir terkibe götüreceğini bekler ve beklediği için de, o, kendisine has îtidal ve basiretle fazla telaşlanmağa lüzum görmez. Bu ise onun hem hatâsı hem de kuvvetidir.) –
Sâmiha AYVERDİ
23 MART
(Eğer gönlüne bir yücelik kaftanı biçip giydirmek yolunda bir ulu himmet sâhibinin kapısından iltimas talebinde isen, paşa ol ya da olma, Hak katında seni yüceltecek olan rütbe ve mevkîn ancak bu alacağını hatırından çıkarmamaya bak…)
… Allah’ın birliğini, hayâtın bütününde sârî/ yayılmış/ ve cârî/yaşanır/ görerek bu tevhid gerçeğini kendine rehber kabul eden ferdin bahtiyarlığına ve huzuruna elbette imrenilir.)
–Sâmiha AYVERDİ–
………………………………………..
16 MART
Cümlemizin mübârek Kadir Gecesi’ni tebrik eder, Allah’tan Türk Milleti’ni nice ramazana huzur ve refah içinde ulaştırmasını dileriz efendim.
Eğer zamân denilen mefhumu doğru anlar ve kıymetini bilecek şuûra ulaşırsak, bu takdirde yılın her gününü Kadir Gecesi’ni aramak gayreti içinde yaşarız ki; bu da her günümüzü “Kadir” bilmek anlamına gelir.
“Kadir Gecesi’ni ramazan ayının son on gününde arayınız” sözündeki “arayınız” kelimesinden murad da “nerede?” diye değil, vaktin kıymetini bilerek; yaşayışımızı, ahlâkımızı güzelleştirmek… Her gün iyilik ve güzellikler kazanarak ilerleyip…Kendimizi hesâba çekerek, “Kadir Gecesi’ni kendimizde aramaktır.
13 MART
(“Re’sû’l-hikmeti mehâfetullah”,”Her şeyin başı Allah korkusu, yâni saygısıdır. Resûlullah buyurur ki: “Herkesten ziyâde Allah’ı ben bilirim. Herkesten fazla O’ndan ben korkarım.” Bu korku, bizim bildiğimiz korku değil, Haşyetullahı tanımaktır. Allah heyûlâ değil ki O’ndan korkalım. Korkulacak bir ejder varsa o da bizim nefsimizdir.)
–Sâmiha AYVERDİ–
……………………………………………………………………………
Ken’an Rifâî Hazretleri, bundan 76 yıl önce bugün ramazan ayının 21’inci günü ebedî âleme göçmüşlerdi. Himmetlerine lâyık olmak niyâzı ile kendilerini minnetle yâd ediyoruz.
11 MART
(Mesnevî’den rıza ve teslimiyet bahsi okunuyordu. İçimizden biri: “Allah’ın rızâsı ne ile kazanılır?” diye sordu.
–“Riya, yalan, kibir, tefâhur/Övünmek/ gıybet gibi bütün fenâlıklar hep halkı görmekten, kendini aradan kaldırmamaktan ileri gelir. Eğer sen, halkla değil, dâima Hak’la olursan, O’ndan başka bir şey görmez ve bilmezsen kime ne söyleyeceğin kalır? Nasıl kibir eder, kime gıybet edersin? Çünkü bu gibi evsaf/vasıflar/, ancak halk ile olan mumeleye mahsustur. Fakat halkı görmezsen o vakit ne haset kalır, ne riyâ kalır, ne kibir, hepsi birden kökünden kesilir.
Fakat bu, nefy-i kalbîdir/ halkı görmeyi kalbinden çıkarmak/tır. Bu sözleri dinleyip de, öyle ise çoluğumla çocuğumla etrâfımla bütün alâkamı keseyim, diyecek değilsin. Benim sözlerim bu mânâyı ifâde etmiyor ki… Ben dünyevî alâkaların kesilmesinden değil, nefy-i kalbîden bahsediyorum.
Yâni Hakk’ın rızâsını kazanmak için, halkı görmeyip ancak Hak’la olacak ve her tarafta onu görüp onunla muâmele edeceksin.)
–Hz. Ken’an Rifâî–
………………………………………………..
9 MART
(Hakîki dost, Allah nâmına size bağlananlardır. Bunlardan başkaları için dostluk, şu veya bu cihetten bekledikleri bir menfaatten ibârettir.
…. Bir kimsenin asıl mânâsı saîd veya şakî oluşudur. Yâni o kimse ya iyilik veya kötülük için yaratılmıştır.
… Her istîdât, kendi istiâbı kadar o hakîkatten alır. Bir fincanın aldığı ile bir maşrapanın, bir kazan’ın aldığı bir midir?
… Tasavvuf, irfan ve aşk kesilmiş kulun Allah’ı belirlemesidir; o kadar.)
… Hülâsa tasavvuf, her şeyde ve her yerde Allah’ı görmektir. Her yerde Allah’ı gören nasıl kibir eder, kime yalan söyler, kiminle alay eder? Eğer tasavvuftan dem vurur, hem de bunları yaparsa, o kimse zavallı bir yalancıdır.)
–Sâmiha AYVERDİ–
……………………………………….
6 MART
(Kimseyi incitmemeye çalış, mühim olan budur. Eğer bunu yapamıyorsan sükût et. Onu da yapamıyorsan uzlet et/ /yalnız başına yaşa, toplumdan uzak kal! Sana, bir şey bilmiyor, söz bilmiyor, aptal demişler; varsın desinler.
Sen Allah de ve istikamet eyle.)
–Hz. Ken’an Rifâî–
…………………………………………………………………………………………………..
2 MART
(…Bizi bir mânevî iflâsa götüren kuvvet, topunu tüfengini üstümüze çevirmiş bir düşman değildir. Bugün, bizi biz yapan değerlerimizden eden ve içimizde kol gezen, üstelik ayak sesi de duyulmayan, gaflet ve cehâletimizdir. Öyle ki, kendi kendini inkâr eden bu şuursuz ve hesapsız gidiş, bizi târihî ve millî benliğimize mesned/ dayanak/teşkil eden kıymetlerden sıyırıp çırıl çıplak bırakmış bulunuyor.)
–Sâmiha AYVERDİ–
………………………………………….
















