Binbir Surat

0
16

Abdülmecid’in tahta çıktığı günlerde Büyük Reşit Paşa da Londra’dan İstanbul’a gelmişti. Yeni Sadrâzam Hüsrev Paşa’nın, kendisine ne yaman bir düşman olduğunu bilmediğinden, önce onu ziyâret ederek tebrik etti. Hüsrev Paşa:

“—İstanbul’a gelmenize sevindim. Zâten uhdenizde bulunan Hâriciye Nâzırlığı’nı -Dışişleri Bakanlığı- ben de münasip buluyorum”, dedikten sonra, önceden hazırlamış olduğu bir zarfı Reşit Paşa’ya uzatırken:

“—Tezkerenizi pâdişâha bizzat götürüp, hem keyfiyeti arz, hem de kulluk vecîbelerinizi arz ediniz”, dedi.

Reşit Paşa, yazıyı getirip Pâdişaha sundu. Sonra pâdişahın arzusu üzerine Avrupa’nın hâlini, devletimizin kurtuluş çârelerini samimi olarak anlatmaya başladı.

Bir aralık pâdişah, tezkerenin zarfını açıp içindeki yazıyı okudu. Hayret etti. Bir müddet düşündükten sonra gülümseyerek tezkereyi Reşit Paşa’ya uzattı. Hüsrev Paşa, o yazıda Reşit Paşa’yı çekiştiriyor; onu, “memleketin âdet ve törelerine saygısızlıkla… Devletin uygulamalarına, usûl ve metotlarına aykırı davranmakla suçlayarak vücudunun ortadan kaldırılmasını” tavsiye ediyordu.

Reşit Paşa durumu okuyunca korktu. Fakat Pâdişah, kendisine teminat verdi. Bir müddet sonra da Hüsrev Paşa’yı vazifeden alıp, Reşit Paşa’nın öncülüğünde Tanzîmat’ı ilân etti.