Esir Bir Türk Subayının Türkistan Hâtıraları-24

0
19

Türkistanlılar, eti çok sever.

Sebze yemeklerine fazla iltifat etmezler. Öğle ve akşam yemeklerinde bulunması lâzım gelen baş yemek pilâvdır. Türkistan Pilâvı’nın husûsiyeti ve hazırlanması hakkında bundan evvel izahat vermiştim. Ancak, düğünlerde yapılabilen “Narun”, meşhur bir yemekleridir.

Narun için husûsi sûrette bir koyun kesilir. Suda haşlandıktan sonra, beş on kişi, saatlerce mesâi sarf ederek bu haşlanmış eti tel kadâyıfı gibi tel tel doğrarlar. Bunu, et suyunda pişmiş çorba içine koyup sofraya verirler. Şöhreti kadar zahmeti de çok bir yemektir.

Kızartma ve kebapların envâ’ını/çeşitlisini yaparlar. Şiş Kebabı’na, “Şaşlik” derler. Hamur işlerinden; Katlama, Yufka, Samsa, Göşgide, Mantu, Çüçüvere, Lağman, Maşkeçeri yaparlar.

Tatlılardan; “Helvâyıter” pek güzel olur. Türkistanlılar, bulguru yemez ve bulguru bilmezler.

Türkistan’da Tuzluçay, Gökçay ve Çay diye üç türlü çay yaparlar. Tuzluçay, sabah kahvaltısında içilir. Büyük kâselerle sofraya gelir. Tuzluçayın terkîbinde/karşımında çay, süt, tereyağı, şeker, tuz vardır. Gökçay, Çin’den gelir. Bir çeşit yabânî çaydır. Çay gibi kaynar suya atılıp demlenir.

Rengi yeşildir. Ağır yemeklerden sonra içilirse hazmı kolaylaştırır.

Çayların üçüncüsü âdî çaydır. Bildiğimiz gibi hazırlanır. At etinden ve bilhassa tay etinden yapılan ve “Kazı” denilen et sucuğu pek makbûldür. Küçük parçalar hâlinde doğranıp, yağda kızartıldıktan sonra pilâvın üzerine döşenir. Sofraya böylece verilir.

Darb-ı mesel/tekerleme, atasözü/ olarak halk dilinde söylenen şu: “Kazıyyu, kuzıyyu, kizü, kımız” (Kazı, kuzu, kız, kımız); dört şeye Türkistan’daki aşırı rağbet ve îtibârın derecesini gösterir.