Tahmasp Kulu Han Târihi’ni yazan târihçi, Mirâhur – yani sarayda atların bakımı ve yönetimi ile ilgilenen kişi- ihtiyar Mustafa Paşa’nın elçiliğinden bahsederken şöyle yazıyor:

–Şâh’ın, önüne geleni tepen, durmadan kişneyip şaha kalkan kötü huylu bir atı vardı. Mustafa Paşa’yı denemek isteyen Şah, bir gün paşayı huzuruna çağırıp: “Benim bir atım var. Lâkin hiç beğenmiyorum. Siz de eskiden Mirâhurmuşsuz. Şuna bir binsez de bir görsek” dedi. Paşa, şâhın maksadını anlamıştı. “Getirsinler, bir tecrübe edelim” dedi.

Ertesi günü büyücek bir meydana Şah ve maiyeti geldiler. İki seyisle iki yandan tutulan hayvan da meydana getirildi. Bizim ihtiyar Paşa da gayret kemerini kuşanıp meydana çıktı. Hayvana yavaş yavaş yaklaştı ve iki adım kala sanki 15 yaşında bir delikanlı gibi âniden sıçrayıp hayvanın sırtın atladı. Dizgini kavrayıp bacaklarını atın karnından sıktı. Yalnız seyirciler değil, hayvan da şaşırmıştı. Arslan gibi kükreyen o at, kedi gibi oluverdi.

*