Kehânetin Böylesi-Doğum kontrolü

0
26

Kehânetin Böylesi

Peki… Daha önce sözü edilen ve Amerika tarafından ortaya atılan “doğum kontrolü” fikri, 1950’li yıllara varıncaya kadar insanoğlunu hiç ilgilendirmemiş midir?

Yâni eğer dünyâ, bir nüfus patlama tehlikesiyle karşı karşıya kalacaksa 20’nci Yüzyıla kadar beşeriyetin hiç mi dikkatini çekmemiştir?

Bu sualin cevâbını bulmak için, kısa bir gezinti yapıyoruz:

On dokuzuncu yüzyılın mütefekkiri İbn-i Haldun, nüfusun zaman içindeki değişikliklerini ve tesirlerini incelemiş, hattâ ilk defa bir ülkenin nüfusu ile sosyal ve ekonomik mes’eleleri arasında ilgi bulunduğuna dikkatleri çekmiştir.

On dokuzuncu asra kadar devam eden de işte bu görüşlerdir. Ki İngiliz iktisatçısı ve Papaz Malthus ortaya çıkmış ve son derece kötümser bir teorinin günümüze kadar hüküm yürütmesine sebep olmuştur.

Malthus’un teorisi özetle, şudur:

(Nüfus artışı ile gıdâ maddelerinin artış hızı arasında bir paralellik yoktur. Gıdâ maddeleri aritmetik diziyle arttığı halde nüfus, geometrik dizi tâkip ederek artmaktadır.)

Evet… Malthus, böyle bir “kehânette” bulunmuştur ama, zaman onu haklı çıkarmamış, hattâ yalanlamıştır.

İngiliz iktisatçı, nüfus artışının insanlığa refah değil felâket getireceğini ve nüfusun geometrik diziyle arttığını söylediği halde, hiç de söylediği gibi olmamıştır.

Eğer nüfus, geometrik diziyle artmış olsaydı, dünya nüfusunun 1980’li yıllarda 180 milyar civârında olması gerekirdi. Halbuki o târihlerde dünyanın nüfusu 4 milyarı bulmamıştı.


(… Milletlerarası nüfus siyâsetinde Marksist ve komünistlerin tutumuna gelince, önceleri prensip îtibâriyle nüfus kontrolü fikrine karşı çıkmışlar, 19’uncu ve 20’nci yüzyılda bu durumu devam ettirmişlerdir.

Nitekim Rusya, dünya nüfusu siyasetinde 1960’lara kadar ABD ve Batılıların karşısında yer almıştır.

Fakat 1960’lardan sonra gelişen Çin, Rusya’dan ayrılınca, ABD ile Coexistence anlaşmasına varan Rusya, gelişen ülkelerde nüfus kontrolü siyasetine katılmıştır.

Marksistler Fransa’da 19’uncu asrın sonunda, “Proleteryanın sefâleti, fazla nüfus artışından değil, kapitalist ekonominin kusurlarından ileri gelmektedir” diyerek,

doğum kontrolüne karşı çıkarken, yine Fransa’da bâzı sosyalistler, “kapitalizmin bizim miktârımızı istismarına mâni olalım” düşüncesiyle (greve des Veuyfes) denilen grevi yaparak, işçileri, çocuk doğumlarını durdurmaya dâvet etmişlerdir.