Kısa Kısa

0
225

Dördüncü Murat zamânında, tütün içmek yasaklanmıştı. İçtiği tesbit edilen, asılarak idam olunur; öldükten sonra da, tütün içtiği çubuk, ağzına verilerek, teşhîr edilirdi.


Onbeşinci asırda, Bursa’da, Molla Rüstem isimli birisi; oğluna yüz yıl ömür biçmiş ve her günü için 100 florin üzerinden hesap yaparak, 3.600.000 gibi muazzam bir miras bırakmıştı. Bu çocuk, babasından sonra ancak yedi yıl yaşayabildi.

Bütün o serveti yedi ve yalın ayak, sefil şekilde; bir hamam külhanında öldü. O muazzam mirası nasıl yediğine dâir bir misâl olarak, şu hâdiseyi göstermek yeterli:

Kendisine, bir bağda tavşan yatağı bulunduğunu haber verdiler. Bu haberi getirene 100 florin verdi. Gene 100 florine bir tazı satın aldı; tavşanı yuvasından çıkaran herkese 100’er florin verdi. Fakat aldığı tazı, tavşana saldırmadı. O da tazıyı kılıçla ikiye böldü.


Sultan Abdülaziz döneminde, Anfakî adında birisi, “Musavver Medeniyet” isimli bir gazete çıkarmış ve ilk sayfaya Şehzâde Yusuf İzzettin Efendi’nin bir resmini basmıştı. Bu sâyede Vâlide Sultan’dan, Pâdişahtan ve diğer saray mensuplarından toplam iki bin altına yakın bahşiş koparmıştı. Bu, Osmanlı hânedânından birisinin gazetede yayınlanan ilk resmi olmuştur.


Yobaz Batı

İngiltere’de Kraliyet cemiyeti 1752 yılında gregoryen takvimini kabûl edince kilise buna karşı çıkmış ve papazların teşvîki ile halk gösteriler yapıp:”Takvim değişince sene, on bir gün ileri gitti; siz bizim hayâtımızdan on bir günü çaldınız” diyerek Londra sokaklarında cemiyet üyelerine saldırmıştır.


Çek ve ciro uygulaması çok eski devirlerde de kullanılan şeylerdi. Bunun böyle olduğunu Çiçero’nun mektuplarından anlıyoruz. Meselâ Bono usûlü, Bâbil’liler tarafından bile tatbîk edilirdi. Hipotek (ipotek), milâttan altı asır önce var olan bir uygulamadır.