Ne İdik Ne Olduk?

0
62

(… Van Vâlisi -Haydar Bey’in- dâmatlarından biri, devrin vekillerindendir. Bir bayram günü, kayınpederinin elini öpmek üzere, öğle vakti Ankara’dan gelir. O yıllarda, iki şehir arasında tek umûmî vâsıta, trendir. Öğle saatlerinde de tren seferi olmadığından, kayınpeder, dâmâdına sert bir nazar atarak: ”Bu saatte, Ankara’dan İstanbul’a vâsıta mevcut değil. Yoksa kırmızı plakalı araba ile mi geldin? Öyle ise çekil git. Devlet malını şahsî işlerinde kullanan kimse dâmâdım da olsa elimi veremem” deyip genç adamı tersleyecek bir celâdet gösterir.)(*)

(*) Sâmiha AYVERDİ, Ne İdik Ne Olduk, s.140.

Batı dünyasında zebün olup diz çöküşümüz, sari hastalık gibi, ne de çabuk iliğimize kemiğimize işlemiş bulunuyor. Bahusus, bu illet milli kültür zırhı giymemiş zümreler arasında kendine zemin bulup nasıl da kolaylık ve şuursuzca bir sür’atle yayılabiliyor.

Bir millet, tarihi, medeniyeti, dini, irfani, an’nesi ile bir bütün olduğuna göre, bu kal’adan taş düşürmek demek, o kal’anın burcunu barusunu ören diğer taşların da gevşeyip birer birer yerlerinden oynaması ve akıbet koca kal’anın yıkılması demektir.

Bir kere çözülmeye imkan verilmeye görsün… arkasından dil gider, tarih gider, örf gider ve bir milleti millet yapan binlerce yıllık o medeniyet ordusunun bütünü gider.
Bu çözülüşü önlemek için onlara güç, onlara hız, onlara şevk ve onlara Türk’ün Kızılelma’sını yeniden bulup gösterirsek, bu iman orduları gene uçar, gene taşar, gene coşar..

Sâmiha AYVERDİ, Ne İdik Ne Olduk