Vakt-i Şerifler Hayr’ola-Ağustos 2021

0
425

30 Ağustos

ÂRİFANIN SÖZLERİ:

*FAKİR insan; malı az olan değil, arzusu çok olan insandır.

*SÖZÜ yumuşak, dili tatlı olanın sevilmesi tabiîdir.

*İNSAN hatâ işlemez denilemez, kötü olan, hatâda ısrâr etmektir.

*GÖZÜ kapalı olmayana ibret alınacak şeylerin sonu yoktur.

*KUVVETLİ kimse güreşte başkalarını yenen değil, hiddet ânında kendine hâkim olandır.


27 Ağustos

(Ceddin Âdem, mihnetsiz âlemden mihnet âlemine geldi. Çünkü bütün kemâlât bu âlemin cefâsında gizlidir. Darılma, dayan.)

(Duâdan maksat, sâhibine ilticâ isteğidir.)

(Allah’ın sevmediği, istemediği işleri yapmamak üzere edep sâhibi olmaya “dâimî namaz” denir.) -Ârifler’in Sözleri


23 Ağustos

HADİSLER:

“Kendisiyle istişâre edilen, güvenilir kimsedir.”

“Vaad edilen, verilmelidir.”

“Pişmanlık, tövbedir.”

“Din, nasîhattir.”

“Güven, zenginliktir.”

“Hayır, alışılmış bir davranıştır; şer ise, inatçılıktır.”


20 Ağustos

(… biz herhangi bir Müslüman-Türk değiliz. Üstelik üstümüzde bir de derviş kisvesi var. Yâni derviş olmak bir mes’ûliyeti îcâb ettirir. Bir dervişin çok disiplinli, çok hesaplı, çok dirâyetli ve örnek insan olması îcap eder. Sizin birer örnek insan olarak etrâfınıza bunu neşretmeniz, boynunuzun borcu. Yalnız sizde kalmayacak, başkalarına da öğreteceksiniz. İnsanlar fânî. Bugün varız yarın yokuz. Bilen büyükannem var mı bugün? Yok. Ama prensipleri yaşıyor.) – Sâmiha AYVERDİ


16 Ağustos

(…Ezel gününde kısmetine bir ulu rehber çıkarak, onu bu dünyâ çirkeflerinden çekip çıkarmak üzerine: “Ey ezel dostum! Ne gözlerin iyi görüyor, ne de kulağın yeterince tam duyabiliyor. Onun için bana gel, sakın elini elimden çekmeye kalkışma. Zîra yeryüzünde öyle uçurumlar, çukurlar mevcuttur ki, senin o az gören gözün ve sağırlaşmış kulağın ile o girdapları görmen kaabil değil. Böylelikle de, her an o çukurlardan, hendeklerden birine düşmek tehlikesi ile karşı karşıyasın!..” diye seslenir.

Onun için de, ezel gününde seni seçmiş ve bu dünyâ hayâtında seni üstüne almış olan o Dost’u tanı ve unutma. Tuttuğun eli aslâ bırakma ve gene aslâ ondan vazgeçip, yanında ağyâre yer verme!..) – Sâmiha AYVERDİ


12 Ağustos

ÂRİFLERİN SÖZLERİNDEN:

*(Halkı Hakk’a değiştirenlerden olma!)

*(İnsân-ı kâmil, bir aynadır. O’nun rÛhu hakikatin ta kendisidir., kalıbı ise hakikatin aynası.)

*(İfrat, şûle-i hayâtı söndürür.)

*(Bütün kemâlât, bu âlemin cefâsındadır.)

*(Affın hakikati; sana zulmedeni affedebiliyor musun?)

*(İnsân-ı kâmil, kalplerin casusudur; kalplerden geçeni, içini görür.)


9 Ağustos

Hazret-i Hüseyin Efendimiz anlatıyor:

(Babam Hz.Ali’ye, Peygamber Efendimiz’in, meclisinde bulunan dost ve arkadaşlarına karşı nasıl davrandıklarını sorduğumda şöyle anlattılar:

‘’Resûlullah Efendimiz; her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllü idiler. Aslâ asık suratlı, katı kalbli, kavgacı, şarlatan, kusur bulucu, dalkavuk ve kıskanç değildiler.

Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelir; kendisinden beklentisi olan kimseleri hayâl kırıklığına uğratmaz ve onları, isteklerinden tamâmen mahrum bırakmazdı.

Üç şeyden titizlikle uzak dururlardı:

Ağız kavgası, boşboğazlık ve mâlâyânî (boş, yararsız, anlamsız konuşma)!

Şu üç hususdan da titizlikle sakınırlardı:

Hiç kimseyi kötülemezler, kınamazlar ve hiç kimsenin ayıbı ile gizli taraflarını öğrenmeye çalışmazlardı.

Sâdece yararlı olacağını ümit ettikleri konularda konuşurlardı.

Hazret-i Peygamber konuşurken, meclisinde bulunan dinleyiciler, başlarının üzerine kuş konmuşçasına hiç kımıldamadan kulak kesilirlerdi.

Zât-ı Risâletleri susunca da konuşma ihtiyâcı duyanlar söz alırlardı. Ashâb, Resûl-i Ekrem’in huzûrunda konuşurlarken birbirleriyle aslâ ağız dalaşında bulunmazlardı. İçlerinden birisi Resûlullah’ın huzûrunda konuşurken, o sözünü bitirinceye kadar, hepsi de can kulağı ile konuşanı dinlerdi.

Peygamber Efendimiz’in katında, onların hepsinin sözü, ilk önce konuşanın sözü gibi ilgi görürdü. Ashâbın güldüklerine kendileri de gülerler, onların taaccüb ettikleri şeylere kendileri de hayretlerini ifâde ederlerdi.

Huzurlarına gelen garîblerin (bedevîlerin) kaba saba konuşmaları ile pervâsızca suallerinin açtığı tatsızlıklara sabrederlerdi. Ashâbı ise, onların gelip sual sormalarını çok isterlerdi.

Peygamber Efendimiz: “Hâcetinin giderilmesini isteyen bir ihtiyaç sâhibi ile karşılaştığınız zaman ona yardımcı olunuz” buyururlardı.

Hazret-i Peygamber, ancak yapılan iyiliğe denk düşen ve fazla dalkavukluğa kaçmayan övgüleri kabûl eder ve haddi tecâvüz etmediği müddetçe, hiç kimsenin sözünü kesmezdi. Şâyet yüksek huzurlarında haddi aşacak şekilde konuşulursa, o zaman, ya konuşanı susturmak ya da o meclisten kalkıp gitmek sûretiyle ona engel olurlardı.’’)

(Prof.Dr. Ali Yardım – Peygamberimiz’in Şemâili)


6 Ağustos

“Eğer hesap günü, melekler gelip de bu ömrün hâsılını soracak olursa, ben de onlara, bölüntüye gelmez, taksîme uğramaz o tek soluğun içine, senden başka sığacak bir hayâl olup olmadığını soracağım ey şanlı fâtihim, ey cihangir, ey dost!”

Sâmiha AYVERDİ


2 Ağustos

“Bilginin âfeti, unutkanlıktır. Sözün âfeti, yalan’dır. Yumuşak huyluluğun (hilm) âfeti, sefahattir. İbâdetin âfeti, ara vermektir. Şecâatin âfeti, azgınlıktır. Hoşgörünün âfeti, başa kakmaktır. Güzelliğin âfeti, kendini beğenmişliktir. Cömertliğin âfeti israf etmektir. Soyluluğun âfeti, öğünmektir. Zerâfetin âfeti, aşırı hoş görünme çabasıdır. Dînin âfeti ise nefsine uymaktır.”

Hadis-i Şerif