Veli’nin Velisi

0
213

(Bana velî diyorlar. Dedim ki haydi öyle olsun, bana bundan ne kıvanç olabilir? Belki ben bununla övünürsem çok çirkin düşer; ancak Mevlânâ, Kur’an ve Hadîs’te yazılı vasıflardan anlaşıldığına göre, velî’dir. Ben de velî’nin velîsi, dostun dostuyum. Bu bakımdan daha sağlamım.)

Şems-i Tebrizî, Makalât-s.32


Bir zaman gönül semtine doğru yürüdüm,
Gönül halinden bir nişan arıyordum.
Acaba gönlümün hali nicedir diye anlamak istiyordum.
Onun yüzünden cihanı feryat ve figanla dolu görüyordum.
Eğer bu dağarcık olmasaydı, bu taifenin ayak tozunu Cebrail bile bulamazdı.

Şems-i Tebrizî, Makalât

Bir yazı üstadı, üç türlü yazı yazardı. Birini yalnız kendisi okur başkası okuyamaz, ötekini hem kendisi okur, hem de başkaları. Üçüncü çeşit yazıyı da ne kendisi okur, ne de başkaları. Söz söyleyen benim, ama bunu ne ben bilirim, ne de başkaları bilir!

Şems-i Tebrizî, Makalât


Şimdi söz, iş içindir; iş söz için değil. Bilir misin ki iyi geçinmek dervişler derneğindedir. Abdest üzerine abdest, nur üstüne nurdur. Olgunlaşmış olan (öz) bazı dış kabuklardan kurtulur. Bir zümre onları takdir eder, bir zümre de etmez. Başka bir zümre de, «abdest üzerine abdest, nur üstüne nurdur,» derler.

Şems-i Tebrizî, Makalât


Dostluk asla tek taraflı olmaz. Gönülden gönüle pencere vardır, derler. Ben kendi gönlümün yandığını biliyorum. Beni niçin böyle perde arkasında bırakıyorsun? Hiç demiyorsun ki , bu nasıldır?

Şems-i Tebrizî, Makalât