Baş Yaran Taş

0
31

Sultan Abdülaziz’in, olacakları önceden hisseden derin bir gönül zenginliği vardı.

Hunharca Hal’ine/tahtan indirilmesine rastlayan günlerde, durumu sezdiği ve annesine de haber verdiği bilinir. Buna dâir benzeri pek çok örnek verilebilir.

Bir tânesini de biz yazalım; Mekâtib-i Askeriye/Askerî Okullar Bakanı Nâzırı Gâlip Paşa vefat ettiği zaman, devlet erkânı bu makama Süleyman Paşa’yı getirmek istemişti. Hattâ Serasker Paşa da huzûru hümâyuna çıkarak, bunu Pâdişah’a arz etmiş ve meziyetlerini sıralamıştı.

Sultan Abdülaziz:

-Bu Süleyman Paşa, sarı benizli, kırmızı yüzlü ve zayıfça bir zat değil mi? Sübhânallah, bu sîmâ bir türlü hoşuma gitmiyor. Mâmâfih Allah hayırlı etsin,” diyerek tâyinine rızâ göstermişti.

Süleyman Paşa’nın, 1876’da Sultan Abdülaziz’in hal’inde en çok faaliyet gösterenlerden biri olduğu herkesçe mâlûmdur.


“YAĞLIBOYA”

“Keçeçizâde Fuad Paşa, Paris’de Hâriciye Nâzırı olarak bulunduğu sırada, saraydaki kadınlardan biri sorar:

-“Efendim, buranın kadınlarını nasıl buluyorsunuz?”

Paşa:

-Afedersiniz madam, ben yağlı boyadan hiç anlamam! Cevâbını verir.”