Batı’da Din Hürriyeti-3

0
66

İspanya’da yıllarca hüküm süren Endülüs Müslümanları, kendilerine tâbî olmuş bulunan Hıristiyan ve Yahudilere tam bir vicdan hürriyeti vermişlerdi; Kilise, manastır ve havraları duruyordu, serbestçe ibâdet edebiliyorlardı. Onları dinlerinden vazgeçirmek şöyle dursun, herhangi baskı görmelerini bile Müslüman hükümdarlar kesinlikle hoş karşılamazlardı.

Bu güzel ve insanca davranışların da tesiriyle pek çok gayr-ı müslim, kendi rızâlarıyla Müslüman oldular. Hattâ bilhassa Yahudiler, devletin üst kademelerine kadar yükselmişlerdir.

Hâlbuki Hıristiyanlar, kendi yönetimleri sırasında aynı kimselere çok büyük baskı uygulamışlardı. İspanya, Müslümanların idâresinde, Avrupa’nın en ileri ve huzurlu ülkesi İspanya olmuştur.

*

İngiltere’de vicdan hürriyeti ve din eşitliği, ancak 1828 yılında verilmiştir.

Fransa’da ihtilâlden biraz önce ve On beşinci Lui tarafından verilen bir izinle, Protestan mezhebine bağlı Hıristiyanların baba, anne ve karı-koca olmalarına dâir karar çıkmıştır.

Avusturya’da On sekizinci asır sonlarına kadar, Katolik mezhebinden başka hiçbir topluluğun kilise açmaya hakkı yoktu. Bunlara en fazla “çan kulesi ve caddeye kapısı olmayan” ibâdethâne yapmak kadar izin verilirdi.

Prusyalı imparator Jozef, halkına din ve vicdan hürriyeti vermek istemiş, fakat çevresindekilerin tepkisi üzerine ancak şu yolda bir karar yayınlanabilmiştir:

( Katolik dinini yaymak isteyen kimseler, her şeyden önce altı hafta müddetle manastırlarda ve mahalle papazlarının gözetiminde ders görecek; bu eğitim sırasında kendilerine işlemek üzere oldukları dehşetli hatânın büyüklüğü anlatılacaktır. Katolik dinini terk edenler ancak Luther ve Kalvin’in mezheplerine veya Ortodoks mezhebine girebilirler. Herhangi bir şahıs, bunlardan başka bir inanca dönmek isterse, talebi reddedilecek ve kendisine yeryüzünde böyle bir dinin varlığına tahammül edilemeyeceği bildirilecektir.

Buna rağmen kararnâme, Prusya halkının rûhunda müthiş bir hürriyet havası gibi esmiştir.