Derviş ve Edep-4

0
19

Kardeşler! Yapmış olduğum bu öğütlerden faydalanmaya çalışınız!

Kardeş! Senin yapacak olduğun öğütten de benim faydalanmam gerekir, buna çalışacağım. Ancak, bu karşılıklı menfaat, her iki tarafın güzel niyeti ile samimiyetine bağlıdır.

Başka türlü olmaz! Öğrenme ezikliği, seni biraz sıktığından, sen benden daha şanslısın!

Çünkü ben öğretmek zevkine kapılır da belki gurur sarhoşluğuna uğrayabilirim.

Bununla berâber ben, nefsimi yendim ve ona dedim ki: Allah’ın sana öğrettiğini, sen de kardeşlerine öğretmekle mükellefsin! 

Çünkü, ilmi başkalarından esirgeyip gizleyenler, ateşten bir dizginle, ağızlarından bağlanmak suretiyle cezalandırılacaklardır. 

Çekmekte olduğun öğretme zahmeti; her ne kadar zor olursa olsun, sana âittir.

Haddini aşma! Kimbilir, içlerinde Allah katında senden daha ileri mertebeler katetmiş olanlar vardır. Onu, sırf seni denemek için gizlemiştir.

İşte ancak bu sözlerden sonradır ki, nefsin böbürlenmesi, azametle başkaldırması dinmiş ve haddini bilmiştir.

Yerinde durmuş, çizgiyi aşmamıştır.

Böylece o, nasibini almıştır. Sen de öyle ol!

Kardeş, Sen de nefsine gâlip geldiğin, onu öğrenmeye mecbur kıldığın, çirkin arzusunu iktidâ (uymak) bıçağıyle kestiğin… maddî şeref, ilim, baba, mal gibi hususlara îtibâr etmeyerek hikmetten nâsibini aldığın zaman; işte sen de benim gibi olursun.

Büyük bir merhale katedersin. Çünkü adamlarımız, nefsini muhâsebe etmeyenleri deftere kaydetmezler.

Ahmed’er-Rifâî Hz.