Gönül Bahçesinin Sırları-1

0
20

SORU:

“Hangi denizdir, nasıl denizdir o ki; kıyısı sözdür, dibinden nasıl bir inci çıkar?”

Varlık bir denizdir, söz de kıyısı. O denizin sedefi harf, incileri gönüldeki bilgi.

Her dalgası rivâyetlerden, Allah’ın buyruklarından, hadislerden binlerce iri tâneli ve değerli inciler çıkarır.

Her an o denizden binlerce dalga kopar da yine de bir dalgası eksilmez.

Bilgi, o ulu denizden meydana gelir… Bilgi incisinin sedefi de sestir, harftir.

Mânâların, bu makâma tenezzül edince birer surete bürünmeleri zaruridir.

Duydum ki; Nisan ayında sedef, denizin dibinden çıkar ve suyun yüzünde ağzını açıp bekler.

Denizden de bir buğu çıkar, sonra yine Allah’ın emriyle su olup, denize yağar.

Sedefin ağzına o Nisan yağmurunun birkaç zerresi düşer. Sedef, ağzını sımsıkı yumar;

Gönlü dolu olarak denizin dibine kadar dalar… İçindeki yağmur zerresi, bir inci olur.

Dalgıç, denizin dibine dalıp o sedefi çıkarır, içindeki inciyi elde eder.

Senin bedenin de kıyıdır…Varlık, denize benzer; o denizin buğusu feyizdir, yağmur da Allah’ın isimlerinin bilgisi.

Akıl, o büyük deryanın dalgıcıdır, torbasında yüzlerce inci var.

Gönül, bilginin kabı durumundadır. Gönüldeki bilginin sedefi de harf ve sestir.

Nefes, çakıp parlayan şimşek gibi o harfleri sürüp götürür… O harfler, dinleyen kişinin kulağına varır.

Sedefi kır da iri ve değerli inciyi çıkar… Kabuğu at da o güzelim içi al.(*)


(*)Gülşen-i Râz – Şeyh Mahmud Şebüsterî, Tebriz yakınlarındaki Şebüster’de doğup, Hicrî 718 ilâ 725 yıllarında gene orada vefat etmiştir.