Huzurlu İşler

0
57

Bâzı çocuklar kolay ve zahmetsiz doğar,  bâzıları tam tersine… Tıpkı yazılar, şiirler veya mûsıkî parçaları gibi!

Bâzı yazılar, yaz yağmurlarının birden bire boşanıvermesi gibi rahat, zahmetsiz dökülür kâğıda. Bazılarının “problemli ve ıkına sıkıla yazıldığı ise derhâl fark edilir.

Bu, en çok şiirlerde dikkat çeker. Zorlamayla yazılan nesir ve nazımlarda mutlaka “bizden” fazlalıklar vardır da ondan… Duygu ve düşünceleri kendi hâline bırakmamış, onları yazarken zorlanmışızdır.

Hâlbuki dokuz ay on günlük normal doğumlar tam bir “tulû” eseridir; gerçek birer doğum.

Bir yâzı veyâ şiirin yâhut bestenin normal doğmuş olması için kolay anlaşılır olması gerekmez. Huzûr içinde dünyâya getirilen çocukların belirli işâretleri, sıhhat alâmetleri olduğu gibi; düz yazı, mûsıkî,  şiir ve benzeri san’at eserlerinin de alâmeti vardır.

Gönülden doğup gelenle, yalnızca dilden kaleme intikal eden duygular arasında “dirilik” ile “ölülük” gibi iki ana vasıf vardır.

Fakat bunlardan biri ölü, öteki ise diridir.

Ölü olanı da kalem yazar, diri olanı da… Fakat diri yazıları yazan kalemin irâdesi,  gönlün iki dudağı arasındadır. Onun buyruğundan gayrı tek harfi bile kâğıda geçiremez kalem.

Sun’î doğum sancıları ile dünyâya getirilen bebeklerden kork! Sancısız doğuma ise, mecbur kalmadıkça inanma ve îtibar etme!