Aşağıdaki haberin bir harfine bile dokunmadan sizlere aynen sunuyoruz. Lûtfen okuyunuz ve bu ülkede hangi mukaddeslerin nasıl yok edildiğini buna karşılık hangi uyduruk işlerin hangi hokkabazlıklarla öne çıkarıldığını görünüz. Topyekûn bir “mezarlık” olan dünyâ coğrafyasında, bu ülke topraklarının yedi kat altını senelerce kazdırıp; batık kavimlerin beş para etmez kalıntılarını milyarlar harcayıp ortaya çıkaran ve bir de bunları “insanlık mîrâsı” diye takdîm edenlerin, iş kendi kültürümüzün ve îmânımızın eserlerine gelince dut yemiş bülbül gibi sükût edenlerin kaç paralık adamlar olduğuna karar veriniz.Bunu başaranlara milletçe ”kına” yollamalıyız.Ramazan arefesinde bayramlık(!) bir haber:

Her yıl Ramazan ayının ilk cuması, adının verildiği Fatih Hırka-i Şerif Camii’nde dualarla ziyarete açılan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (sas) ait hırka, bu sene yanlış bakım sebebiyle sergilenemeyecek. Peygamber sevgisiyle yanan gönüllerin hasretle ziyaretine koştuğu ‘kutsal emanet’, bu Ramazan cami avlusuna kurulan ekrandan halka gösterilecek.

HER GÜN ÜTÜ YAPTI, YIPRATTI

İddiaya göre Hırka-i Şerif’in bugünkü ’emanetçisi’ olan ve Veysel Karani’nin 57’nci kuşaktan torunu Gülay Köprülü, 2002 yılında hırkanın bakımı için bir şahsı görevlendirdi. Görevlendirilen bu kişi, bakım konusunda uzman olmadığı için hırkaya her gün ütü yaparak ‘kutsal emaneti’ yıprattı. Dolmabahçe Sarayı’nda tarihî eserlerle ilgilendiğini söyleyen bu şahsın, uyarıları dikkate almadan nişanlısı olarak tanıttığı bir bayanla günlerce hırkaya bakım yaptığı öğrenildi. Söz konusu kişinin bakım sırasında hırkaya yanlış ütü yaptığı ileri sürüldü. İşte bu bakımdan sonra hırkada ciddi yıpranmalar meydana geldi. Hırka parçaları bir bir dökülmeye başladı. Bu arada hırkanın hasar görmesi de yedi yıl boyunca kamuoyundan gizlendi. Cami cemaati ise bu olaya ‘Hırka-i Şerif’e suikast yapıldı’ şeklinde tepki gösterdi.

Yıpranan hırka bir ay önce bakıma alındı. Ancak bakımın üç yıl devam edeceğinin söylenmesi üzerine Hırka-i Şerif bu yıl ziyarete kapatıldı. Bakım için de Brezilya’dan tarihî eserler uzmanı getirtildi. Brezilyalı uzmana Türk uzmanlar da eşlik ediyor. İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın geçtiğimiz günlerde beraberindeki heyetle Hırka-i Şerif Camii’ne gelerek bakımı devam eden hırkanın daha çok zarar görmemesi için bu ay sergilenmemesi kararı verdiği ifade edildi. Müftülük yetkilileri ise konuya ilişkin sorulara cevap vermekten kaçındı.

VEYSEL KARANİ’YE HEDİYE ETMİŞTİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed’- in (sas) miraca yükselirken üzerinde bulunan bu hırka, bizzat kendisi tarafından Veysel Karani’ye (Üveys el-Karnî) verilmiş. Bugün de hırkanın koruyuculuğunu Karani’nin soyundan gelen kişiler yapıyor. Sekiz parçadan oluşan, 1,20 cm uzunluğundaki bej renk hırka, genç develerin boğazlarının altındaki tüylerden dokunmuş. Cam kapaklı gümüş bir sandık içerisinde saklanan kutsal emanetin yanındaki küçük şişeden ise çevreye hoş bir amber kokusu yayılıyor. Ziyaretçiler, bu kokunun dünyada bir eşinin olmadığını söylüyor. Bu kutsal emanetin sergilendiği Hırka-i Şerif Camii ise 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış. 1500 yıllık bu emanet, bugün Karani’nin 57’nci kuşaktan torunu olan, babasının 1966’daki vefatından sonra Gülay Köprülü’nün sorumluluğunda. Üç kız kardeşin en küçüğü olan Gülay Köprülü, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu.