Rebapla Çeng Diyor ki

0
11

Sevgi tohumunu ekmeyen, güzellik bahçesinden bir gül bile devşirmeyen kişi, yel uğradığında lâle gözleyen kişiye benzer.


Ezelden beri Pîr-i Mugân’ın halkası kulağımda; O’nun kuluyum! Ezel’de nasılsam yine öyleyim, ebede kadar da, bu, böyle gidecek!


Sen’den ayrı düşen Hâfız’ın derdi, öyle bir azap âyeti ki; tefsire lüzum yok!


-Âşıklık mevsimi geldi çattı, iş düzene girdi.


Rindlik öğren, kerem sâhibi!
Şarap içmemek o kadar büyük bir hüner değil…
Hayvan da içmiyor ama, insan değil ki!


Feyzi kabul etmek için temiz bir yaradılış gerek. Yoksa her yer taş, her toprak inci ve mercan olmaz!


Hâfız, zerrede yüce himmet olmadıkça parlak güneş çeşmesini elbette istemez!


Hür süsen, bülbülden bilmem ne duydu da bunca dili olduğu halde sükûta vardı.


Dağınık fikirlerden vazgeç de hatırını bir yere topla; mâlûm ya, şeytan gidince melek gelir!


Sevgili, senin Aşk’ın hayret fidanıdır. Vuslatın da hayretin kemâli!
Nice vuslat deryasına dalanlar, nihâyet hayrete vardılar.

Hayret hayalinin geldiği yerde, ne vuslat kalır, ne vuslata eren!
Bir gönül göster bana ki onun yolunda, çehresinde hayret beni, hâsıl olmamış bulursun!

Ne tarafı dinlediysem kulağıma, “Hayret nedir?” suali geldi.
Hayret ululuğuna varan kişi, yüceliğinin kemâlinde mahvolur.

Hâfız’ın vücudu, baştan ayağa kadar aşk içinde bir hayret fidanı olup kaldı.


Rebap’la çenk, yüce sesle diyorlar ki: Sır ehlinin gözlerine can kulağınızı açın! Eğer Tanrı’nın lütuflarına dayanırsanız, sevgilinin canına andolsun, gam perdenizi yırtmaz, sizi rüsvây etmez.

Âşıkla mâşuk arasında hayli fark var. Sevgili nazlanırsa, siz niyâz edin! Sohbet Pîrinin ilk öğüdü şu: sizinle cins olmayanla sohbetten çekinin.


Bu halkada aşkla diri olmayanın ölmeden cenâze namazını kılıverin, ben veriyorum fetvâyı!

(Hâfız Şirazî’den)