Sıradan Bir Haber

0
46

Dev bir kahraman

Medyada bugün, Merhum Îsâ Yusuf Alptekin’in vefat yıldönümüyle ilgili “minik” bir haber var. Bu haberin de gazetelerin hiçbirinde yer bulamayacağı belli… her zamanki işlerden.

Çünkü “Dev bir kahraman” olan Îsâ Yusuf Bey’in “cüce adamlar”dan ibâret günümüz gazetelerinde haber değeri bulması, zâten yakışık almayacak, abes bir iş!

Bu büyük insana Allah’tan rahmet niyâz ediyorum. Alttaki yazıyı, bundan bir buçuk yıl önce, 25 Temmuz 2019 Perşembe günü yazmışım.


Târih, 22 Mart 1969…

Sâmiha Ayverdi, bu târihde kaleme aldığı mektubunda şöyle bir tehlikeyi işâret ediyor:

(… Az evvel Îsâ Yusuf Alptekin’in neşrettiği bir bildiriden birkaç cümleyi gazeteden okuyordum. Bu Moskof zulmü ile vatanını terk etmiş münevver adam, Rus – Çin çatışmasının esâsının Türkistan’ı ortadan kaldırmaya mâtuf olduğunu söylüyor ve hattâ Türkistan adının değiştirilir olduğunu bildiriyordu.

Bizim için tek çıkar yol, cehâletten sıyrılmak ve ahlâklı bir cemiyet kurup, bu düzenin sigortası içinde, içten ve dıştan gelen ve gelecek olan tehlikeleri sezip karşı koyabilecek kuvveti kazanmaktır.)(*)


Fakat, ne “cehaletten sıyrılıp ahlâklı bir cemiyet kurmak” gibi idealimiz, ne de Türkiye dışındaki Türkistan ve benzeri şartlarda yaşayan dindaş ve soydaşlarımıza dâir ilgi ve hassâsiyetimiz oldu. Sanki, ülkemiz insanına değer mi verdik? Ne gezer… Aradan yıllar geçti.


Takvim, 25 Temmuz 2019 Perşembe gününü gösteriyor. Yâni bugünü!

Medyada, “sıradan ve şehit haberi kadar değerde” (!) bir havâdiste şöyle deniliyor:

(Çin, yayımladığı bir raporda “Uygurların Türk soyundan olmadığını” ve İslamiyet’i “zorla” kabul ettiklerini ileri sürdü.

Çin Devlet Konseyi tarafından hazırlanan “Sincan’ı İlgilendiren Tarihi Konular” başlıklı raporda Uygurların, Türklerin soyundan olmadığı ve İslamiyet’i din savaşları ve yönetici sınıfın zorlamasıyla kabul ettiği iddiasına yer verildi.

Köleleştirme

Uygurların, tarihte Türklerin baskılarına maruz kaldığı ifade edilen raporda, bölgede yaşayan Türklerin “köleleştirme” tutumlarına karşı direnmek için farklı etnik gruplarla birleştiği öne sürüldü.

Raporda, Uygurlara “Türk” denilmesinin gizli niyetleri olan bazı Pan-Türkist kişilerin ürünü olduğu, Müslüman denilmesinde ise Pan-İslamist bir amaç bulunduğu iddia edildi.

Devlet Konseyinin raporunda ayrıca Çin’de Türk dili konuşan Uygurların yanı sıra Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar, Salarlar olduğuna dikkat çekilirken, bu etnik grupların da kendi tarih ve kültürü bulunduğu ve Türk kökenli addedilemeyeceği ileri sürüldü.

Beyaz Kitap

“Beyaz Kitap” olarak da tanımlanan Konsey raporunda, Sincan bölgesinin tarihte “Doğu Türkistan” olmadığı, İslamiyet’in de Uygurların tek dini sayılamayacağı savunuldu.

Söz konusu raporda “Uygurların İslam’a dönmesi tüm halk tarafından gönüllü bir tercih değildi, dini savaşların ve yönetici sınıfın dayatmasıydı.” iddialarına yer verildi.

Raporda, birçok Uygur Türkü’nün İslamiyet dışında başka dine mensup olduğu iddiası da dikkati çekti.)


Hiçbir yoruma gerek duymadan, üstteki mektupla Çin’in raporu arasında 50 yıldan fazla zaman geçtiğini söylemek bile abes… Elli yılda ne mi yaptık?

Hiiiç!

Çin esâreti altında yıllardır kan kusan; hem Türk hem Müslüman olan o insanlar, Türkiye’de hiçbir siyâsî iktidarın ilgisini çekmedi. Kimler neler yazdı, neler söyledi; bu ülkede hiç kimseye Türkistan mes’elesinin zerresini anlatmak mümkün olmadı.

Şimdi de öyle… Boyuna posuna bakmaksızın dünyânın bir ucundan bir ucuna akla gelmez, mantığa sığmaz ülkelere yardım ve destek sağlamakla övünen, ne bu Müslüman müsveddeleri ve ne de Türk milliyetçiliğini diline dolamış Beberuhî ile onun peşine takılanlar, Türkistanlıları adamdan yâhut insandan saydı.

Ne Müslüman yerine koydular, ne de Türk!

Ben geldim bu yaşıma, hayâtımda bundan başka bir şey görmedim, bilmiyorum.

Onları bunca sene ne Müslüman ve ne de Türk sayan yâni varlıklarını inkâr edenler, bizdeki siyâsî madrabazlardır.

Şimdi ekranlarda konuyla ilgili ahkâm kesecekler çıksa da, bu çıkışın; Çin’e yönelik bu öfke(!) ve tafraların(!) herhangi bir değeri yoktur. Yıllardır olmadığı gibi…

(*)Sâmiha AYVERDİ- Mektuplar/9, Sayfa:51.Kubbealtı Neşriyâtı-İST.2019.