Emir Sultan

0
465

Emir Sultan

Asıl adı Muhammed Buharı’dir. 368’de Buhara’da doğdu, 1429’da Bursa’da vefat etti. Soyu Hz. Hüseyin’e dayanır. İlk hocası ve mürşidi, çömlekçilikle geçimini sağlayan babasıdır. Genç yaşlarında, manen hayli olgunlaşmış olduğu halde hacca gitti.

Hac’tan sonra Medıne’ye geçip bir müddet Hz. Peygamber’in türbesi çevresinde kaldı buna “mücavirlik” yani Hz. Resulüllah’la komşuluk denir. Burada Hz. Peygamber’le bir takım ruhani alışverişleri oldu. Nihayet onun manevi işaretiyle Anadolu’ya geldi, çeşitli şehirlerde dolaştıktan sonra Bursa’ya yerleşti.

Bursa’nın mâna sultanlarından Somuncu Baba ile tanıştı, onunla gönül alışverişinde bulundu. O devrin büyük alimlerinden Molla Fenarî ile ileri derecede dostlukları oldu.

O zamanlar Bursa Osmanlı Devleti’nin başkentidir.

Kuruluş devrinin sancılarını yaşadığı kadar, ilerideki büyük medeniyet hamlelerinin de nüvesini ihtiva etmekte, önemli hareketlere sahne olmaktadır. Emir Sultan bu “oluş”ta unutulmaz hizmetlere sahiptir. Bursa kendisine büyük sevgi ve saygı göstermiştir.

Bu sırada çevresi gittikçe genişledi. Halktan hükümdara kadar uzanan bir halkayı etkiledi. Aslında Buhârâ’dan o dönemlerde gaza ve cihad ülkesi olan Anadolu’ya gelişi bilinçli idi. Yunus’un diliyle söylersek:

“Buhara’dan Medineye gelmiştir
Fahr-i alem selamını almıştır
İrşad için Rumeli’ne salmıştır
Yeşil donlu Emir Sultan merhaba.

Yunus sana candan tutmuştur özü
Hem mübarek ravzana sürer yüzü
Efendim ceddine ulaştır bizi
Yeşil donlu Emir Sultan merhaba.

“Emir Buharî, Türk fetihleri ile yakından ilgilendi.

Yaşadığı sürece her hükümdarı gazâ ve cihada teşvik etti. I.Bayezid, Çelebi Mehmet, ve II. Murad’a kılıç kuşattı. II. Murad’ın İstanbul kuşatmasına dört yüz dervişi ile bizzat katıldı. O kadar itibar kazandı ki, Yıldırım Bayezid’in Hundı -Hatun isimli kızı ile evlenerek padişahın damadı oldu.

Sefere çıkan hükümdarlar onun duasını almaya önem verirlerdi. Emir Sultan hür düşünceliydi ve sözünü sakınmazdı. “Niğbolu zaferinden sonra Yıldırım, Allah’a şükür nişanesi olarak Ulu Cami’yi yaptırmıştı. İbadete açılmadan önce, Emir Sultan’a bir eksiği olup olmadığını sordu. Emir: “Her bakımdan iyi olmuş, lakin dört köşesinde birer meyhanesi eksik, onlar da olsaydı padişahımız daha sık teşrif ederdi.” dedi.

Yıldırım hayret içinde sebebini sorunca, kendisinin içki düşkünlüğünü hatırlatarak:

“Siz Allah’ın yapısı olan vücudunuzu meyhane haline getirmeyi garipsemiyorsunuz da, bunu neden hayretle karşılıyorsunuz?” dedi. Bu cesurca sözlerden sonra padişahın içkiyi bıraktığı söylenir.

Timur yenilgisinden sonraki anarşi ve fetret devrinde, Çelebi Mehmet ve II. Murat zamanlarında Emir Sultan’ın çok yönlü ve yoğun çalışmaları oldu. Onun halk üzerindeki geniş manevı tesiri insanları bir arada tutmada etkili olmuş, bu durum Osmanlı Türkiyesi için bir talih sayılmıştır.

Emir Sultan 63 yaşında vefat etmiş, vasiyeti gereği, cenaze namazını bir başka gönül eri olan ve Ankara’dan elen Hacı Bayram kıldırmıştır.

Kabri, Bursa’da kendi adıyla anılan semttedir. Burası cami ve türbesinin de yer aldığı, yüksekçe, ferah ve ruhaniyetli bir yerdir.

Tabii manzarası ve maneviyatı ile eskiden olduğu gibi, günümüzde de daima ziyaret edilen bir külliyedir. Duaların kabul oduğu bir mahal olarak bilinir. Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir adlı nefıs kitabında Bursa’yı anlatırken Emir Sultan’a geniş yer ayırır.

Bu sırada şu dörtlüğe yer verir:

“Emir Sultan dervişleri
Tesbih ü sena işleri
Dizilmiş hüma kuşları
Emir Sultan türbesinde.”

Bu şiirin devamında ise şu mısralar yer alır:

“Yunus Emrem söyler sözü
Aşık olmuş gönül gözü
Unutman duadan bizi
Emir Sultan türbesinde.

“Pek çok benzerleri gibi Emir Sultan da eğitim ve irşad aracı olarak manzum ifadeden, şiirden yararlanmıştır. Ondan bir örnek sunuyoruz:

Gerçek aşıklara sala denildi
Derdi olan gelsin dermanı buldum
Ah ile vah ile cevlan ederken
Canımın içinde cananı buldum.

Açılmış dükkanlar kurulmuş
Pazar Canlar mezad olmuş della1lar gezer
Oturmuş ümmetin beratın yazar
Cevahir bahşeden dükkanı buldum.
Erenler meydana doğru varırlar

Anda cem’ olup verir alırlar
Cümle enbiyalar divan dururlar
Hakk’a mahbub olan sultaıı buldum.
Akar gözlerinden yaş yerine kan

Zerrece görünmez gözüne cihan
Deryalar nuş edip kanmaz iken can
Ayıklar kandıran ummanı gördüm.
Emir Sultan der, ne hoş pazar imiş

Emir Sultan der, ne hoş bâzâr imiş
Âşıklar seyredip gezerler imiş
Cümlenin maksûdu ol dîdâr imiş
Hakk’a karşı duran divânı buldum.

(*)Prof.Dr.Mehmet Demirci, Gönül Dünyamızı Aydınlatanlar