Cumartesi, Ocak 31, 2026
Ana SayfaSâmiha AyverdiYusufçuk"Mum Dibi Mum Ortası"-Yusufçuk

“Mum Dibi Mum Ortası”-Yusufçuk

Küçük bir el, geçmiş bir hayat sahnesinin perdesini açıyor:

Karlı, soğuk bir kış gecesi… Büyük, loş bir odanın içinde kumral bir çocuk dolaşıyor. Tavanın ir noktasından dökülen ağır, saltanatlı bir cibinlik içindeki karyolası, karanlığa gizlenmiş bir sevgili gibi onu bekliyor. Fakat çocuğun yeşil gözleri bu akşam ona karşı pek kayıtsız.

Uzun beyaz geceliğinin içinde bir kat daha soluk ve zayıf görünen çocuk, bu akşam, üstünde her gece soğuk ellerini ısıttığı sobaya da yaklaşmıyor. Yalnız genzinin pek iyi tanıdığı bir odun ve küf kokusundan, sobanın henüz yakılmış olduğunu düşünüp geçiyor ve odada yalnız olmasından istifâde ederek mum iskemlesinin yanında duruyor.

Burada, odayı masalların efsânevî kalıbına döken bir mum yanıyor. Çocuk her zaman olduğu gibi düşünceli. Bu tefekkür sıkleti, onun küçük başını çok defa bir yana çeker ve bu bükülmüş başta bir düşünce hummâsını göremeyenler, bir hüznün üzüntüsünü ararlar.

Fakat çocuk bu gece, her vakit boynunu büktüren o başından büyük düşüncelerine dalmış değil. Sâdece odada yalnız olmasından istifâde ederek elini şamdana uzatıyor ve en sevdiği oyunu oynamaya başlıyor:

–Mum dibi, mum ortası, mum tepesi, pırrr!

Dedikten sonra, parmağını sür’atle alevden çekiyor ve elinin yanmamasının sırrının, şu saydığı tekerlemede olduğunu işitmiş olduğundan, aynı sözleri sıralarken, aynı hareketlerde de devam ediyor.

Çocuk, zevkine daldığı bu oyunu oynarken, ne sâdık bir köle gibi kımıldamadan bekleyen yatağını, ne yavaş yavaş üstü ısınan sobayı düşünüyor.

 O, sâde bunları değil, bir aşk alevinin yalımını ok hızı ile atlayıp geçen insanın, kendisi gibi ona iftira edip, yakıcılığını inkâr ettiğini de bilmiyor ve düşünemiyor.

 Kim bilir belki de hayat, ona ilerde sâde bunu düşündürmeyi kararlamış olduğu için, çocukluğun şu hayâl ve efsâne çağında onu rahat bırakmayı istemiş ve ateşle bir oyuncak gibi oynamasına göz yummuş olacak.

Fakat çocuk henüz bunu da bilmiyor ve düşünemiyor.

-Sâmiha AYVERDİ–(Yusufçuk)

………………………………

Rıza Tekin UĞURELhttps://www.dertlidolap.com
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.
Benzer Yazılar
- Advertisment -

Popüler Yazılar

error: Muhtevâ korumalıdır!