Üzülüyorum,utanıyorum-Hazret-i Ken’an Rifâî

0
298

”Beni, sizleri paylıyacak, itap edecek bir vaziyete düşürmeyin, çünkü böyle bir şeye mecbur olunca kendimi itap etmiş oluyorum, üzülüyorum, utanıyorum.”

Hazret-i Ken’an Rifâî

Kötü ahlâk da nedir bilir misin? Yaradan’dan seni az çok alıkoyan her şey! Sâmiha Ayverdi

Gayretten geri durmak hoş karşılanabilir mi?

“…Bir gün adamın biri tembel, gabî (aptal) ve akılsız oğlunun imtihanda muvaffak olması için hocasından ricâda bulunmuş.

Hoca, her ne kadar bu çocuğun işe yaramazlığını ve kãbiliyetsizliğini anlatmışsa da, adamın hem ısrar ve ricâsı hem de pek hatırından çıkılır bir kimse olmayışından dolayı ricâyı kabul ederek babasının yanında çocuğu çağırtmış ve:

Oğlum, yarın imtihanda sana bir tek sual soracağım; sıfat ile mevsûfun (isimden sıfat  türetmenin) kaç yerde mutâbakãtı (uygunluğu) şarttır? diyeceğim, sen de bana: On.. diyeceksin.

Yalnız bu kadar. Başka bir şey istemem. Anladın mı? On! Tekrar et bakayım: On!

Çocuk tekrar üstüne tekrar eder, babası teşekkür eyler, ayrılırlar. Ertesi gün olur, çocuk mümeyiz hey’etinin yanına gelirken, hoca yavaş sesle, bu talebenin çalışkanlığından ve üstün zekâsından bahsederek ona yalnız bir sual sormak istediğini söyleyerek mâlûm suâli tekrar eder.

Fakat çocukta ses yok. Hoca, işi belli etmemek için: Hele hele çapkın nazlanır da! diye mes’eleyi tabiîleştirerek suâli tekrar eder. Fakat çocukta hep aynı sükût (sessizlik, durgunluk).

Hoca, on parmağını açıp işâret etse olmayacak. İki elinin parmaklarını karşılıklı olarak birbirine çatar ve on rakamını parmaklarıyle yaptığı bu yuvarlağı göstermek sûretiyle hatırlamasına yardım ederse de, çocuk bu birbirine çatılmış parmaklara bakar bakar ve  nihâyet bulmuş gibi memnun:

Karpuz! diye haykırır.

İşte mürşidin sözlerini dinlemeyip, kendisinden mücâhade (savaşmak, uğraşmak) ve riyâzetler (egoyu terbiye için maddî ve mânevî perhiz) istenmediği, zorluklara sürülmediği, sâdece, kurtulması için lâzım gelen bâzı sözleri olsun tutması öğretildiği halde, onları bile hal edemeyip imtihan zamânında o sözlerin tam tersiyle hareket etmesinden ileri gelen hicap da (utanç da) bunun gibi değil midir? Bu sûretle o kimse mürşidini de utandırmış olmaz mı?…” Hazret-i Ken’an Rifâî – SOH.2000/s.431432