Kütahya Ergûniye Mevlevîhânesi-2

0
20

Esrar Dede’nin Tezkîre-i Şuarâ-i Mevlevîyye ve Sâkıp Dede’nin Sefine-i Nefîse-i Mevlevîyye adlı eserlerinde kendisi hakkında geniş bilgi bulunan Celâleddin Ergun Çelebi, Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatun ile Germiyan Beyliği’nin kurucusu Yakup Bey’in torunu İlyas Paşa’nın oğludur. Nesli bir yandan Hazret-i Mevlânâ’ya, bir yandan da Germiyan Beyliği’ne dayanmaktadır.

Celâleddin Ergun Çelebi, 700/1301 yılında doğmuş ve 730/1330 senesinde, Kütahya Mevlevîhanesi postnişini olmuştur.

Çevresinde, tevâzuu ve gönülleri fetheden Muhammedî ahlâkı ile tanınan Celâleddin Ergun Çelebi’nin bu vasıfları Orta Asya ülkelerine kadar yayılmış, İshak Fakîh, Şeyh Ahî Erbasan, Ahî Evren ve Ahî İzzeddin gibi kimseleri Kütahya’ya çekmiştir.

İsimleri geçen bu zevât O’ndan feyz almış; ayrıca kabirlerinin Ergun Çelebi’nin türbesine yakın olmasını vasiyet edecek kadar da kendisine hayranlık ve muhabbet duymuşlardır.

Celâleddin Ergun Çelebi’nin, İşâretü’l-Beşere ve Gencnâme isminde iki manzum eseri bulunmaktadır. Ayrıca Arapça ve Farsça tasavvufî vecîzeler hükmünde olan kırk kadar sözü de Mustafa Sâkıp Dede tarafından toplanıp şerh edilmiştir.

İşâretü’l-Beşere, Mevlevî mukabelelerindeki Sultan Veled devrinden, selâm rumuzlarından; İnsân-ı Kâmilin, şeyh ve mürşidin özelliklerinden bahseden bir eserdir. Kırk beyitten ibâret ve mesnevî nazım tarzıyla kaleme alınan Gencnâme’nin ilk beyti şöyledir:

Nedür ol genc-i pinhân kim hemîşe kubbesi devvâr
Zemînin eylemiş yek-nokta üzre dest-i hikmet-kâr

(Hikmetli bir elin, zeminini bir nokta kıldığı o gizli hazine nedir? (ki) her zaman kubbesi dönüp durmaktadır.)

Celâleddin Ergun Çelebi, hizmetini, Kütahya fâtihi Hezar Dinarî’nin, Ulu Câmi yakınında yaptırdığı mescidde başlatmış ve vefâtında da buraya defnedilmesini vasiyet etmiştir.

Günümüzde, “Dönenler Câmii” adı ile anılan Mevlevîhane, Eydemir Hamamı’nın yanında ve Ulu Camiî’nin doğu tarafında yer almaktadır. Ergun Çelebi’nin, buradaki vazîfesine, vefat târihi olan 775 / 1374 yılına kadar devâm ettiği bilinmektedir.

Tezkîre-i Şuârâ-yı Mevleviyye’de, Ergun Çelebi’nin vefâtına şu beyitlerle târih düşürülmüştür: (Esrar Dede, Tezkire-i Şuara-i Mevleviyye, İnceleme-Metin, Haz. İlhan Genç, Ankara, 2000, s. 96 -105)

Hazreti Sultân Ergûn-ı Velî
Bezm-i vasl-ı asla itdi hoş-hırâm
Ya’ni zâhirde bütûnı gösterüp
Kıldı bâtında zuhûra ihtimâm
Pes lisânü’l-gayb târihin didi
Rabbihi’l-Mevlâ dâ’î dâru’s-selâm

Hezar Dinârî Mescidi, Erguniye Mevlevîhânesi’nin çekirdeği olarak kabul edilmektedir. Eski Hezar Dinârî Mescidi’nin içinde, bugün, Ergun Çelebi ve yakınlarına âit olduğu bilinen on dört sanduka, batısında da hazîre yer almaktadır.

Şu an türbe olan bu mescidin bânisi Hezar Dinârî’, Kütahya’da şehre hâkim bir tepeye kurulan; hem gözetleme kulesi ve hem de ibâdethâne vazîfesi gördüğü anlaşılan Hıdırlık isimli târihî binânın yanı sıra Balıklı ve Saâdeddin Câmi’lerinin de bânîsidir.

Bu mescidin doğusuna, bugünkü Mevlevîhâne inşâ edilmiştir.

XIV. yüzyıl ortalarında yapılan Mevlevîhâne, 1812, 1841, 1959 ve 2004 yıllarında tâmir görerek bugünkü şeklini almıştır. Mevlevîhâne’nin güney tarafında, önceleri Matbah-ı Şerîf, Dedegân Evi, derviş hücreleri, meşrûta ve diğer bölümler bulunuyordu.

Eskiden Matbah’ın önündeki alanda bulunan yedi katlı, san’atlı çeşme de yok edilmiştir. Şu anda, Mevlevîhâne’nin önünde, bu târihî yapıya göre nispetsiz görünen ve ana binâyı kapatan bir şadırvan vardır. Kütahya Mevlevîhânesi, 1959’da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, restore ettirilmiştir.