Esir Bir Türk Subayının Türkistan Hâtıraları-23

0
31

Berberler, saçları ustura ile keserler. Sabun kullanmazlar.

Kadınlar, kaşlarına “Ösme” denilen bir nevi rastık çekerler. Bu rastık kaşların arasını da kapatıp birleştirir. Ösme, iki üç günde bir tazelenir. Bu rastığın rengi evvelâ açık yeşil iken, sonraları mâviye yakın siyahımtırak bir renk alır.

Kadınlar ve erkekler, gözlerine sürme çekerler. Taşkent hanımları kınayı çok sever. Bunu, âdî kına çiçeğinden yaparlar. Kına çiçeğinin yapraklarını ezip, bir miktar şap ile karıştırırlar. Lâpa hâline geldikten sonra, el ve ayak tırnaklarına sürerler.

Türkistanlılar istisnâsız olarak, misâfiri çok severler.

Bilhassa Kırgızlar, misâfirin îtibar derecesine göre at, deve, koyun, keçi kesip ikrm ederler. Bu tasnif, Türkistan’da, çeşitli etlerin makbuliyet derecesini gösterir.

Sığır eti, dördüncü derecede sayılır. Tavuk ve kümes hayvanlarına fazla iltifat etmezler. Kırgızlar’ın evlerinde yiyecek olarak kıymetli ne varsa, misâfirin önüne çıkarılıp ikram edilmesi millî bir âdettir.

Hattâ komşusu günde on defâ gelse, her gelişinde ona “Destarhan” çıkarması gerekir.

Destarhan, her çeşit tâze ve kuru meyvelerle, reçellerle donatılmış bir sofranın adıdır. Çay ile ekmek de bu sofrada muhakkak bulunur. Çay, “piyâle” denilen kulpsuz fincanın dibinde birkaç yudumluktur.

İlk önce evsâhibi içer, sonra aynı fincan bütün misâfirleri dolaşır ve devrinde devam eder.

Sofradaki ekmeği, küçük parçalar hâlinde bölüp, misâfirlerin önüne koymak ve her lokmadan sonra misafirlere hitâben:

“-Kani alîn”/Haydi buyurun gibi sözlerle ikram etmek; evsâhibinin hürmet ve tâzim vazifelerinden sayılır.

Türkistanlılar, umumiyetle, yemeği el ile yerler. Çatal, kaşık kullanmak âdet değildir. Yemekten önce ve yemekten sonra leğen, ibrik gelir, ellerini yıkarlar. El bezi yerine kullanılan ve “Çacuk” denilen havluya, ellerini ve ağızlarını silerler.