Sohbetler-Ken’an Rifâî-66

1
416

Cenâbı Hakk’ın büyüklüğü  karşısında kulun acizliğini farkedişi teslîmiyet fikrine nasıl bir mânâ katar? Özellikle de teslîmiyetin sözlük anlamının boyun eğme, teslim olma, itirazda bulunmama olduğu düşünüldüğünde… 

“…Bil ki kimsede bir şey yoktur. Sana bir zarar gelecek olsa onu kimse çevirmeye muktedir (gücüne sahip) değildir.

Bir hayır da gelecek olsa, onu da bir kimsenin tebdil etmeye (değiştirmeye) kudreti yoktur…  her şeyi Hak’tan bil! Her ne şey ki vâki olur (gerçekleşir), Allâh’ın emriyledir. Çünkü hüküm onundur: Elhükmü lillâhi’laliyyi’lkebîr (Gãfir sûresi, 12. âyet “Hüküm, O çok ulu, O çok büyük Allâh’ındır”) Semâvat ve arzın (göğün ve yerin) anahtarları onun kudreti elindedir… 

…hiçbir şeyde kat’iyet (kesinlik) yoktur. Ben şunu şöyle yaparım, yâhut yapmam! diye kestirip atamazsın. Her hususta Hakk’a sığınmak gerek. Çünkü Allah kalpleri ve halleri istediği gibi değiştirir. O güvendiğin harekâtını ve niyetini değiştiriverirse sen ne yapabilirsin?…” 


“…İbâdette, maksat nedir?

-Allah’a teslim olmaktır. Meselâ minâreden düşmekte olan bir kimsenin o esnâda talebi ne olur? Nasıl Allah’a sığınırsa, sen de o sûretle ibâdet et, baştan savma değil,”…”

Hz. Ken’an Rifâî, Sohbetler